Yeni AKİT Gazetesi yazarı Ali İhsan KArahasanoğlu,Hocamızın evinde yapılan arama görüntülerine değinerek,güzel bir yazı yazdı bugün.İşte o yazı ;
………………..
Soru şu: “Cübbeli Ahmet Hoca’ya ait olduğu ileri sürülen bir evde, polislerin çekmeceleri karıştırırken
göründüğü kamera kayıtları ile, ne denilmek isteniyor? Evdeki kadife perdeler uzun uzun gösterilerek, ne mesaj verilmek isteniyor?”

“Polisin dağıttığı kareler.. Mahkeme kararı ile gerçekleştirilen aramada polis kamerasına yansıyan görüntülere göre…” başlıkları ile yayınlanan haberlerle, ne yapılmak isteniyor?

Eli kanlı katillerin evlerine bile girildiğinde, suç delilleri aranırken çekilen kamera kayıtlarını, kimsenin görme imkanı yok iken..

Polisin, Cübbeli Ahmet Hoca’ya reva gördüğü muamelenin anlamı nedir?

“Ahşap duvar saati”nin.. “Porselen vazolar”ın… “İşlemeli çekmeceler”in döndüre döndüre gösterilmesinin anlamı nedir?..

Ne olmuştur da, cezaevine gönderilen bir hocanın evindeki perdelerin kadifeden olduğunun tesbiti, polis görüntüleri ile “medyaya servis” edilmiştir? Ne olmuştur da, Ergenekon sanıklarında bile saygı duyulan özel hayat, Hoca’da delik-deşik edilmiştir..

Kadifeden perdeler, suç delili mi oldu bu ülkede?

Hemen belirtmeliyim, “Biz isterdik ki, hocamız, Hz. Peygamber’in; kimi zaman aç kalıp, karnına taş bağladığı örnekliği yaşasın, bize de örneklik etsin” diyebilirsiniz. “Bir çarşafı penceresine assa, öyle korusaydı, mahremiyetini” diyebilirsiniz..

Sonsuz saygım var..
Ama, “kadife perde”den hareketle, polisin/savcının yaptığı o çirkin isnatların doğruluğunu da, tescilleyemezsiniz herhalde!

Onun için diyorum ki; Ergenekon sanıklarının hiçbirisinde görmediğimiz, evdeki suç konusu olmayan eşyaların görüntüsünü çekip, medyaya servis edilmesi işlemi, Cübbeli Hoca’ya reva görüldüyse..

Bu; kompleksli tavrın delilidir. “Ergenekon sanıklarına zulmediliyor” eleştirileri, “Cübbeli Hoca ateşe atılarak, dengelenmek isteniyor” demektir.


Ve bu sebeple, hocaya komplo kurulmak istendiği konusundaki savunma ciddileşmektedir.

O kadar ağır isnatlara rağmen, hoca ile ilgili gösterecekleri tek somut delil yok da, evinin perdelerinin kadife olmasından medet umuyorlarsa, polis de savcı da vahim bir hata içinde demektir.

Hocayı suçlamak için, bugün geldiğimiz son noktada “penceresinden bakıldığında denizin görüldüğü” bilgisinden medet umulması, önceki çirkin iddiaların da, bir kompleksten kaynaklanmış olabileceği şüphesini bende doğurdu.

Öyle ya.. “Polis, sürekli sol kesimden insanları gözaltına alıyor. Ergenekon sanıklarına zulmediyor” eleştirilerini dindirmek ve dengelemek için, hocanın evindeki suçla ilgisiz özel eşyaları TV’lere servis edildi ise..

Hocaya yönelik, o çok ağır; hoca ile yanyana getirmek bile istemediğim isnatlar da, sistemin kompleksinden kaynaklanıyor olamaz mı?

Nasıl yani?

Şöyle: Hoca sürekli eleştiriyor ya.. “Zina etmeyin, fuhuşa bulaşmayın” diye….
Bu sistem de, zinayı serbest bırakarak, büyük bir hataya imza attı ya.. Fuhuş; devlet eliyle resmen vesika verilerek, vergi levhası astırılarak yaptırılıyor ya..

“Sen bizim, çok vahim bu iki hatamızı sürekli dile getirirsen, biz de sana böyle bir çamur atarız” denilmiş olamaz mı?

Samimi olmak lazım..

O suçlamaları Hoca’ya yapan resmi makamlar, gerçekten o fiillerin suç olduğunu düşünüyorlarsa, malûm evlerin kapısına dayanıp, hemen mühürü niye vurmuyorlar?

Hayır; “Malûm evleri kapatmıyorsanız, dindar insanlar bu işlere bulaştığında da, onlara karışamazsınız” iddiasında değilim. Hepimiz, her halükarda, o haramın en uzağında duracağız.

Durulmuştur da, inşaallah.

Ama sistemin egemenleri cevap versin: “Bu ülkede, zina serbest değil mi? Fuhuşun, Ceza Kanunu’nda tanımını bile yapmadığınız yalan mı?”

Şaka yapmıyorum.

Hocaya yapılan o yakışıksız isnatlara inanmasam da.. İddia edilen olayların, başkalarının her gün tekrarladığı olağan işler olduğunu ve kimsenin bu suçtan tutuklanmadığını bildiğimden, kanundaki düzenlemeyi, büyük bir dikkatle bir daha okudum.

Aaa! O ne? Fuhuşun tanımını bile yapmamışlar!

Direkt konuya girmişler, “Bir kimse, küçük çocuğu fuhuşa teşvik ederse!..”

Önce şu fuhuşu tanımlasana be arkadaş!

Tanımla ki; ikinci bir hanımla evlenmek isteyen bir Müslümanın fiiline, siz fuhuş mu diyorsunuz, bilelim.

Ahmet Hoca, kendisine bu yönde isnat edilenlerin de doğru olmadığını açıkladı ama..
İddia edildiği hali ile bakalım: “Kadına nikahlanmak istediğini söylediği ve kadının çalışmayıp, evde oturmasının istendiği..”

Eee?!

Bu teklif, fuhuşa mı girer size göre?

“Nikahlanmak”.. Ve “evde oturmak”..

Bunlar fuhuşun delilleri midir beyler?

Bu; fuhuşa mı girer, yoksa aile kurmaya mı?

Tekrar hatırlatayım. Hoca bunu kabul etmiyor!

Yine hatırlatayım, bugünkü şartlarda, milyonda bir diyebileceğimiz çok istisnai durumlar haricinde,

Müslümanların ikinci hanım muhabbeti yapmasını bile doğru bulmam..

Ama; şu an, Ahmet Hoca’ya o ağır isnatları yapan, o isnatla tutuklandığını açıklayan savcılık, hakim açıklasa ya: “Nedir, Ahmet Hoca’ya isnat ettiğiniz somut eylem?”

“Ev perdelerinin kadifeden olması” mı?